(ANKARA) – Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş, “İslamofobiye karşı verilen mücadele, bir kimlik savunusunun ötesinde, insan onurunu, temel hak ve özgürlükleri koruma mücadelesidir. Bizler, bu sorumluluğun bilinciyle hareket etmek ve bu şuurla yol almak mecburiyetindeyiz.” dedi.
Diyanet İşleri Başkanı Safi Arpaguş, Başkanlığın ev sahipliğinde Ankara’da düzenlenen “Kurumlar Arası İslamofobi ile Mücadele Strateji Toplantısı”na katıldı.
Başkan Arpaguş, yaptığı konuşmada, İslamiyet’e ve Müslümanlara yönelik tahammülsüzlük, ırkçılık, şiddet ve cinayet gibi dozu gittikçe artan hastalıklı tavrın tezahürleriyle her geçen gün daha sık karşılaşıldığını belirterek, “Uzun yıllar boyunca daha çok Batı toplumlarıyla ilişkilendirilen ve yalnızca bireysel önyargılarla sınırlı olan İslamofobi, bugün maalesef sosyal, kültürel ve kurumsal boyutlarıyla giderek derinleşen çok yönlü küresel bir sorun haline gelmiştir.” ifadelerini kullandı.
“Pek çok ülkede Müslümanlar aleyhine alınan kararlar, İslamofobinin kurumsallaştığını göstermektedir”
Dünyanın farklı bölgelerinde Müslümanlara yönelik ayrımcılığın günden güne arttığına dikkati çeken Başkan Arpaguş, “Dinî özgürlükler sınırlandırılmakta ve sistematik baskılar şiddetlenerek devam etmektedir. Bunun yanı sıra politikacılar, akademisyenler, yazarlar, medya mensupları ve daha pek çok aktör de siyasi rant elde etme uğruna İslam karşıtı söylemde bulunarak İslamofobi endüstrisine hizmet etmektedir. İslam karşıtlığıyla başlayan süreç, gelinen noktada İslam düşmanlığına dönüşmüş vaziyettedir. Pek çok ülkede Müslümanlar aleyhine alınan hukuki kararlar ise İslamofobinin artık kurumsallaştığını göstermektedir.” şeklinde konuştu.
“Devletimizin farklı kurumları arasında sağlanacak koordinasyon hayatî önem taşımaktadır”
İslamofobi ile mücadelenin; artık münferit tepkilerle, sınırlı girişimlerle veya parçalı yaklaşımlarla sürdürülebilecek bir süreç olmaktan çıktığını aktaran Başkan Arpaguş, şunları kaydetti:
“Bilakis İslamofobinin kurumsallaşması, onunla mücadelenin de aynı düzeyde, yani kurumsal bir çerçevede ele alınmasını zorunlu kılmaktadır. İslamofobi; sadece bir inanç meselesi değil, aynı zamanda insan hakları, toplumsal barış, eğitim, medya ve uluslararası ilişkiler boyutları olan çok katmanlı bir konudur. Bu noktada, öncelikle devletimizin farklı kurumları arasında sağlanacak koordinasyon ve ortak hareket kabiliyeti, hayatî önem taşımaktadır. Bu sebeple meseleyle mücadele de çok yönlü olmalı, çalışmalar planlı, sistematik ve kurumlar arası iş birliğine dayanan bütüncül bir yaklaşımla ele alınmalıdır.”
“Bu kurumsal birliktelik uluslararası alanda atılacak adımların temelini oluşturacaktır”
Toplantının hedefinin ulusal düzeyde güçlü bir kurumsal birliktelik tesis etmek, ortak bir dil geliştirmek ve stratejik bir yol haritası oluşturmak olduğunu söyleyen Başkan Arpaguş, “Bu doğrultuda kurumlarımızın bilgi birikiminin, tecrübesinin ve imkânlarının ortak bir zeminde buluşturulmasını son derece önemsediğimizi ifade etmek isterim. İnanıyorum ki bu birliktelik sayesinde İslamofobiye karşı daha etkili politikalar üretilecek, kurumlar arası koordinasyon güçlendirilecek ve yürütülen çalışmaların etkinliği daha üst seviyeye çıkarılabilecektir. Ayrıca ulusal düzeyde sağlanacak bu kurumsal birliktelik, aynı zamanda uluslararası alanda atılacak adımların da temelini oluşturacaktır.” dedi.
Başkan Arpaguş, “Şu hususu da önemle ifade edeyim ki sınırları aşan bir sorun haline gelen İslamofobi ile mücadelenin başarıya ulaşması, ilgili ülkelerin kurum ve kuruluşlarıyla yapılacak iş birliğiyle doğrudan ilişkilidir. Bu sebeple hâlihazırda yürütülen uluslararası çalışmaların daha da yoğunlaştırılması, ortak projelerin artırılması ve küresel farkındalığın güçlendirilmesi, önümüzdeki dönemin en önemli hedefleri arasında yer almalıdır.” diye konuştu.
“Burada gerçekleştirdiğimiz toplantıyı, bu ortak iradenin güçlü bir göstergesi olarak görüyoruz”
İslamofobinin sadece Müslümanları hedef alan bir nefret biçimi olmadığını vurgulayan Başkan Arpaguş, Müslümanları ötekileştiren bu zihniyetin, aynı zamanda birlikte yaşama kültürünü, toplumsal huzuru ve insanlığın ortak değerlerini de tehdit eden bir sorun olduğunu dile getirerek, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Bu nedenle İslamofobiye karşı verilen mücadele, bir kimlik savunusunun ötesinde, insan onurunu, temel hak ve özgürlükleri koruma mücadelesidir. Bizler, bu sorumluluğun bilinciyle hareket etmek ve bu şuurla yol almak mecburiyetindeyiz. Bugün burada gerçekleştirdiğimiz toplantıyı da, bu ortak iradenin güçlü bir göstergesi olarak görüyoruz.
Burada yapılacak istişareler ve ortaya konulacak fikirler, hem ulusal hem de uluslararası düzeyde yürütülecek çalışmalara yön verecektir. Sözlerime son verirken, bu anlamlı toplantının hayırlara vesile olmasını temenni ediyorum. Katkı sunan tüm kurumlarımıza ve siz değerli katılımcılara şükranlarımı sunuyor; tekrar hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyorum.”
Toplantıya, İstanbul Milletvekili ve TBMM İslamofobi ve Irkçılık İnceleme Alt Komisyonu Başkanı Adem Yıldırım, Dışişleri Bakan Yardımcısı Hacı Ali Özel, Ticaret Bakan Yardımcısı Sezai Uçarmak, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Lutfihak Alpkan, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Dr. Serdar Çam, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkan Yardımcısı İlhami Giray Şahin, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Başkanı Mehmet Daniş, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanı Abdulhadi Turus, Diyanet İşleri Başkan Yardımcısı Fatih Mehmet Karaca, Büyükelçiler Prof. Dr. Mehmet Paçacı ile Büyükelçi Evren Dağdelen Akgün, Milli Savunma Bakanlığı Personel Genel Müdürü Tümgeneral Orhan Gürdal, Diyanet İşleri Başkanlığı Dış İlişkiler Genel Müdürü Ensari Yentürk, Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu ve TİHEK Kurul Üyesi Selma Öztürk Pınar ile çok sayıda kurum ve kuruluşların üst düzey yöneticileri katıldı.




