1. Haberler
  2. Yurt
  3. Tirebolu’nun Sekü Köyü’ndeki maden karşıtı eylemler sürüyor

Tirebolu’nun Sekü Köyü’ndeki maden karşıtı eylemler sürüyor

Giresun’un Tirebolu ilçesine bağlı Sekü Köyü’nde, AK Parti Iğdır Milletvekili Cantürk Alagöz’e ait maden şirketine karşı başlatılan direniş 22. gününde de sürdü. Sekü ve çevre köylerden gelen yurttaşlar, gece boyunca yaktıkları direniş ateşinin başında bir araya gelerek madencilik faaliyetlerine tepki gösterdi. Köylüler, “Bu sadece Sekü’nün meselesi değil; suyumuzun, toprağımızın, fındığımızın, çayımızın meselesi” dedi.

Tirebolu’nun Sekü Köyü’ndeki maden karşıtı eylemler sürüyor
service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Haber: Barış TÜYSÜZ

(GİRESUN) – Giresun’un Tirebolu ilçesine bağlı Sekü Köyü’nde, AK Parti Iğdır Milletvekili Cantürk Alagöz’e ait maden şirketine karşı başlatılan direniş 22. gününde de sürdü. Sekü ve çevre köylerden gelen yurttaşlar, gece boyunca yaktıkları direniş ateşinin başında bir araya gelerek madencilik faaliyetlerine tepki gösterdi. Köylüler, “Bu sadece Sekü’nün meselesi değil; suyumuzun, toprağımızın, fındığımızın, çayımızın meselesi” dedi.

Sekü’deki madencilik faaliyetlerinin bir an önce durdurulmasını isteyen köy sakinleri, ANKA Haber Ajansı’na konuştu. Yurttaşlar, maden faaliyetlerinin su kaynaklarını, tarımsal üretimi ve köy yaşamını tehdit ettiğini belirterek, mücadeleyi sürdüreceklerini söyledi.

Köy sakini bir kadın, bölge halkının fındık, çay ve hayvancılıkla geçindiğini belirterek, maden faaliyetlerinin yalnızca bugünü değil, gelecek kuşakları da tehdit ettiğini söyledi.

Köy sakini şunları kaydetti:

“Gelen herkesten Allah razı olsun. Desteklerin devam etmesini istiyoruz. Biz köy insanı olarak biraz eksik kalıyoruz, korkuyoruz tabii. Daha önce yaşadığımız, başımıza gelen bir durum değil. Kendi halinde tarımıyla uğraşan, ineğiyle, hayvanıyla uğraşan insanlar yaşıyor burada. Genç nüfus zaten dışarıda. Burası fındığıyla, çayıyla meşhur bir memleket. Bu hale getirilmeye gerek var mıydı, bilmiyorum.

Maden 5 sene sonra bitecek ama bu fındık 100 yıldır benim köyümde. İnsanlar bununla geçiniyor. Maden gittikten sonra ne olacak? Biz neyle geçineceğiz? Kurak araziler oluşacak. Köyümüzde zaten su sıkıntısı var. En ufak bir müdahalede kesilecek, bunu herkes biliyor. Sadece Sekü ile kalmayacak, sadece Eymür ile kalmayacak. Bir başladı mı bunun sonu yok. Komple bütün fındığımız, çayımız, toprağımız etkilenecek. Herkes diyor ki en lezzetli çay Giresun’da, en kaliteli fındık Giresun’da. Yüzde 85’i madene giderse sen fındığı nereden bulacaksın, çayı nereden bulacaksın?”

“Suyumuz çamur akmaya başladı”

Köy sakini yaşlı bir kadın ise maden faaliyetleri nedeniyle su kaynaklarının zarar gördüğünü belirterek, “Biz bu madenden rahatsızız. Bizim suyumuz maden gelince bitti, çamur akmaya başladı. Köyümüzde yaşamak istiyoruz. Köyümüzün her şeyi bitiyor. Daha ot, çöp bile bitmez olacak. Biz madencilerin gitmesini istiyoruz” dedi.

Bir başka köy sakini kadın da toprağa, suya ve havaya sahip çıkmanın kendileri için sorumluluk olduğunu belirterek şöyle konuştu:

“Köyümüz, suyumuz, havamız, toprağımız… Bunlar ecdadımızdan bize emanet. Biz de ahde vefa olarak bu topraklara sahip çıkmak zorundayız. Önceki akşam yine burada direniş ateşinin başındaydık. Neredeyse 5 derece soğuk vardı. Yağmurun altında yine köylülerle beraber buradaydık. Bu topraklar benim, bu köy benim. Nefes aldığımız tek yer burası. Asla burada maden istemiyoruz. Bir an önce o vahşi madenin buradan defolup gitmesini istiyoruz.”

“Bizi kendi halimize bıraksınlar”

Altı çocuk annesi bir köylü kadın da, “Bu köyde doğdum, büyüdüm. Biz fındık, çay, mısırla geçiniyoruz. Suyumuza, doğamıza, havamıza dokunmasınlar. Bizi eskisi gibi kendi halimize bıraksınlar. Bu taşların üstünde ekmek çıkarıp yemeye uğraşıyoruz. Madenciler bu köyden defolup gitsin, başka bir şey istemiyorum” dedi.

Aynı kadın, direniş ateşinin sönmeyeceğini belirterek, “Bir gece gelmesek ikinci gece yine buraya geliyoruz. Oğullarımla, çocuklarımla, 15 yaşındaki küçük kızımla bile buraya geliyorum. Beraber olalım, bu madencileri bu köyden def edelim. Büyüklerimizden yardım istiyoruz. Bu madencileri köyümüzden alsın götürsünler” ifadelerini kullandı.

“Bir maden uğruna insanları yerinden yurdundan etmeyelim”

Köy sakini yaşlı bir erkek de maden faaliyetlerinin köy yaşamını ortadan kaldıracağını belirterek, şunları söyledi:

“Maden çalışmasıyla bizim hayatımız, suyumuz zaten gitmekte. Akciğerlerimiz gitmekte. Artık köyümüzde istikrarlı bir yaşam olmayacağı kanaatindeyim. Yöremizin gelirleri olan fındık olsun, çay olsun; zaten iki ay, üç ay vatandaşı ancak götürüyordu. Şimdi bir de bunları ilave edersek buranın insanları artık gidecek yer bulmak zorunda kalacak. Ama bu mümkün değil. Çünkü bu insanların hayatı, doğası burasıdır. Bu doğayı kolay kolay terk etmeyeceklerdir. Bir madenden sebep bu yörenin insanlarını yerinden yurdundan etmeyelim.”

“Provokatör değiliz, suyumuzu ve memleketimizi koruyoruz”

Direniş alanındaki bir başka yurttaş ise eylemin siyaset üstü bir yaşam mücadelesi olduğunu vurguladı.

Köylerine sahip çıkanları provokatör olmakla itham edenlere de tepki gösteren yurttaş, şunları söyledi:

“Hiç kimse zannetmesin ki biz burada Tirebolu Sekü Köyü olarak direniş ateşi yakıyoruz diye dışarıdan geliyorlar, provokasyon yapıyorlar. Kesinlikle öyle değil. Burada komşu köylerimiz var; Ataköy var, Eymür var, Doğankent’in köyleri var, Tirebolu’nun köyleri var. Bize köylülerimiz destek veriyor. Hiç kimse bizi provokatörlükle suçlamasın. Biz eşimizle, dostumuzla, yalağın başında isli demliğimizde çayımızı herkesle paylaşarak direnişe devam ediyoruz. Bizim siyasetle işimiz yok. Bizim amacımız doğamızı, suyumuzu, memleketimizi korumak. Direniş ateşimizi yakmaya devam ediyoruz.”

Prof. Dr. Oksal: “Bilimsel verilere aykırı, vahşi madencilik”

Direnişe destek veren Giresun Üniversitesi Anorganik Kimya Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Birsen Şengül Oksal, bölgede yapılmak istenen madenciliğin bilimsel açıdan ciddi riskler taşıdığını söyledi.

Oksal, Giresun’un yüzde 85’inin maden sahası ilan edildiğine dikkati çekerek, “Bu, ‘İstediğimiz yere girip maden arayabiliriz ve işletebiliriz’ demektir. Benim çalışmalarımda gördüğüm şu: Giresun’da güçlü bir maden damarı yok. Ne altın ne bakır ne çinko çok fazla değil. Bakır ve çinko bazı yerlerde orta düzeyde, altın ise bunların arasına eser miktarda karışmış. Yani oldukça düşük tenörlü. Kurşun da var. Bakır, çinko, kurşun ve biraz da altın. Bunlar geniş alana yayıldığı için su havzalarını da kullanarak ucuz yoldan, kolay ve vahşi bir madencilik yapmaya çalışıyorlar” diye konuştu.

“Sülfürik asit, siyanür ve ağır metaller suya karışabilir”

Oksal, bölgede bulunan madenlerin sülfürlü yapıda olduğunu, bunun da ayrıştırma sürecinde büyük çevresel riskler doğuracağını bildirerek, şunları söyledi:

“Bizim yöremizde özellikle bakır, çinko, altın ve kurşun sülfürleri var. Bunlar ayrıştırılırken proses sırasında sülfürik asit açığa çıkıyor. Eğer altın da ayrıştırılacaksa atık havuzlarında sülfürik asitle birlikte siyanür de bulunacak. Ayrıca ağır metaller var; kurşun, arsenik, cıva var. Bunlar atık havuzlarında birikecek. Toprakta kararlı halde bulunan bu elementler, atık havuzlarında hareketli hale gelecek. Sızıntı yoluyla toprağa karışabilir. Atık havuzları taşarsa ya da taşırılırsa bu zehirli ağır metaller, siyanür ve arsenik toprağa, yeraltı sularına, yüzey sularına, derelere karışacak. Bu da bütün canlı yaşamı yok eder.”

“Asit yağmurları fındığı, suyu, canlı yaşamı etkileyecek”

Oksal, açık ocak madenciliğinde yapılacak patlatmaların da bölge için risk taşıdığını belirterek, “Patlatma sırasında havaya toz bulutu oluşacak. Bu toz bulutunun içinde sülfürler olacak. Yağmurla birlikte asit yağmurlarına dönüşecek ve geniş bir bölgede etkili olacak. ‘Ağaç kesmedik, bitki örtüsüne zarar vermedik’ deseler bile bu asit yağmurlarıyla doğa etkilenecek. Fındık ağaçlarının, hayvanların, bütün canlı habitatın üzerine yağacak. Akarsularda yaşam bitecek, kirlilik denize kadar gidecek. İçme suyu havzaları yok olacak” dedi.

Oksal, madencilik faaliyetlerinin geçici, doğanın ve köy yaşamının ise kalıcı olduğunu vurgulayarak sözlerini şöyle sürdürdü:

“Eğer Giresun’da gerçek bir maden damarı olsaydı bu kadar geniş alan maden sahası ilan edilmezdi. Sadece o bölgede modern yöntemlerle galeri madenciliği yapılabilirdi. Ama burada topraktaki eser miktardaki altını alıp kirliliği yöre halkına bırakıp çekip gidecekler. Hiçbir maden sonsuz değil. Maden 5 sene, 10 sene sonra bitecek ama biz burada yaşayacağız. Burada insanlar yaşamak zorunda. Burası sadece bizim değil, çocuklarımızın, torunlarımızın ve bütün dünyanın.”

“İstihdam söylemine kulak asmayın”

Maden şirketlerinin istihdam vaatlerine de tepki gösteren Oksal, “300 kişi, 400 kişi istihdam edilecek diyorlar. Maden 5 sene sonra bitince bu insanlar ne yapacak? İşlerine son verecekler. Bugün madencilerin yaşadığı sorunları görüyoruz. Maaşlarını alamayan, kıdem tazminatlarını alamayan insanlar var. Sonuç belli. O yüzden köylülerin birbirine destek olmasını, şirketlerin söylemlerine kulak asmamasını istiyorum” diye konuştu.

Tirebolu’nun Sekü Köyü’ndeki maden karşıtı eylemler sürüyor
+ - 0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.