1. Haberler
  2. Gündem
  3. Yavuz Ağıralioğlu: Bayram bereketi bekleyenlere sel felaketiyle darlık düştü

Yavuz Ağıralioğlu: Bayram bereketi bekleyenlere sel felaketiyle darlık düştü

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Karadeniz’de sel felaketinden etkilenen bölgelere yaptığı ziyaretle ilgili, "Esnafımıza ve vatandaşlarımıza geçmiş olsun demek için uğradık. Sel sularının, hasarın yalnızca dükkanları değil, insanların kalbini, umudunu da yıktığını gördük. Bayrama, berekete hazırlanırken payına dert, zorluk ve darlık düşen insanlarımızla karşılaştık" dedi.

Yavuz Ağıralioğlu: Bayram bereketi bekleyenlere sel felaketiyle darlık düştü
service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

(AMASYA) – Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, Karadeniz’de sel felaketinden etkilenen bölgelere yaptığı ziyaretle ilgili, “Esnafımıza ve vatandaşlarımıza geçmiş olsun demek için uğradık. Sel sularının, hasarın yalnızca dükkanları değil, insanların kalbini, umudunu da yıktığını gördük. Bayrama, berekete hazırlanırken payına dert, zorluk ve darlık düşen insanlarımızla karşılaştık” dedi.

Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, partisinin Amasya’da düzenlenen halk buluşmasına katıldı. Farklı kentlerde yaşanan sel felaketine dikkati çeken Ağıralioğlu, Amasya’dan önce Samsun Havza’da selden etkilenenlere geçmiş olsun ziyareti yaptığını belirterek, “Küçücük bir derenin menfezi tıkandı, bunlar oldu. AK Parti de tıkanan menfez gibi hasar vermeye başladı memlekete” dedi. Ağıralioğlu, şunları söyledi:

“Havza’da, Zile’de ve Amasya’da sel felaketleri oldu. Çevre, Şehircilik, Afet ve Su Politikaları Başkanlığımız himaye ettiler, esnafımıza ve vatandaşlarımıza geçmiş olsun demek için uğradık. Sel sularının, hasarın yalnızca dükkânları değil, insanların kalbini, umudunu da yıktığını gördük. Bayrama, berekete hazırlanırken payına dert, zorluk ve darlık düşen insanlarımızla karşılaştık. Soruyorsunuz ‘ne oldu’ diye. Diyorlar ki; ‘Dere kapandı, menfezler çalışmadı, taştı; taşan soframıza bulaştı. Aşımızı, ekmeğimizi birbirine kattı. Bayram sevinci bekliyorduk, hissemize hüzün düştü.’ ‘Ne istiyorsunuz’ dedim; ‘Seçip gönderdiklerimizi yanımızda görmek istiyoruz. Seçerken bizim yanımızda olup elimizi tutanların, dertliyken de elimizi tutmasını istiyoruz’ diyorlar. Ne bekliyorsunuz; ‘Bizi korusunlar diye oy verdiklerimizin, korumadıkları malları gelip görmelerini istiyoruz. Afet bölgesi ilan edilmedi, ölmedik diye bizim afet geçirmediğimizi zanneden şımarıklığa sesleniyoruz; gelsinler, bizi görsünler’ diyorlar.

“AK PARTİ TIKANMIŞTIR, ÇALIŞAMAZ HALE GELMİŞTİR”

Küçücük bir derenin menfezi tıkandı, bunlar oldu. AK Parti de tıkanan menfez gibi hasar vermeye başladı memlekete. Menfezler çalışmadığı için taşan, taştığı için evinde barkında insanları huzursuz bırakan, ticaretini bu kadar hasarlı hale getiren bir mekanizma bu. AK Parti, Türk siyasetinde menfezleri tıkanınca taşan Hacıosman Deresi’ne döndü. Menfezler tıkandı; menfezler tıkanınca başa gelen beladaki sitemlerin hepsini Havza’da duyduğunuz gibi memleketten de duyuyorsunuz. ‘Seçtik gönderdik duymuyorlar, bizi korusunlar diye gönderdik korumuyorlar, hasarımız var umursamıyorlar, seçilirken elimizi tutuyorlar da şimdi bizi unutuyorlar’ diye bütün Türkiye böyle bağırıyor.

“YOLSUZLUK ARAŞTIRIYORSANIZ HERKESE EŞİT OLACAKSINIZ”

Adalet nedir? Adalet, kendinden olan belediyeleri değil, muhalif olan belediyeleri cezalandırmama hassasiyetidir. Adalet; ‘Seçerseniz seçersiniz, seçmezseniz bütün belediyeleri elinizden alırım’ cinnetinden memleketi kurtaracak olan yegâne güç merkezidir. Adalet bazen devleti uygulamalarından, bazen de milleti sistem çarpışmasından korumak demektir. Adalet, kılı kırk yararak her kuruşun hesabını soran, yolsuzluğun peşine düşen ama ayırmadan herkese eşit uygulanabilme imkanıyla anılabilen şeyin adıdır. Kendi belediyelerinize dokunmayıp rakip belediyelerinizi susturma şehvetinin adı adalet değildir; bu, adaleti siyasetin gölgesine vermek demektir. Bu arada hassasiyetinizi kaybederseniz millet de hırsızlıktı, yolsuzluktu, devletin, milletin malıydı, yeniyordu, yenmiyordu muhasebesini yapamaz hale gelir. Sebep olduğunuz bu değer aşınması memlekette şöyle bir pervasızlığa yol açar: Millet sizi siyasi bir tasvip içinde görürse, yediğine şahit olduğu yahut yediğini söylediğiniz insanları savunmaya kalkarken size de ‘Siz de yiyorsunuz’ der. Sanki yemeği, yedirmeyi meşru görüyormuş gibi bir algıya milletinizi mahkum edersiniz. Bunu engellemenin yolu nedir? Bunu engellemenin birkaç tane alameti vardır. Bir; yolsuzluk araştırıyorsanız herkese eşit uygulayacaksınız. İki; yolsuzluk araştırıyorsanız, ‘Milletin parası çalınıyor’ diye hassasiyet gösterdiğinizi söylüyorsanız, milletin iradesini çalmayacaksınız; sandıkta verilmiş oyları göreceksiniz.

“UZUN TUTUKLULUK HUKUK SİSTEMİNİN AYIBIDIR”

Uzun tutukluluk diye başımızda bir bela var. Uzun tutukluluk, cezanın üstüne çıkacak kadar Türk hukuk sisteminin mühim bir problemi haline gelmiştir. Bazı suçlarda içeride yatılan süre, ceza alsalar bile yatacakları süreyi geçmektedir; bu, Türk hukuk sisteminin ayıbıdır. Hakkın bir vakarı vardır, eskiden biraz terbiye vardı; mahkeme karar verene kadar insanların hakkında ileri geri konuşulmazdı. Şimdi memleket panayır yerine döndü. Daha henüz ilk adli kolluk marifetiyle iş başladığında, o teşkilatın arkasından itibar suikastları yapılıyor. İnsanların aileleri var, insanların evleri barkları var, mücadeleleri var; insanlar mahkeme karar vermeden suçluymuş gibi kamuoyu önünde itibarsız hale getiriliyor. Burası Türk yurdu; burada adaletin böyle çalışmasına bağlı bir huzur hesabını kimse yapamaz. Lekelenmeme hakkı diye bir hak vardır ve yarın herkese lazım olacaktır, tavsiye ederim.

“86 MİLYONUN TAMAMI DEZAVANTAJLI ARTIK”

Emniyet teşkilatının canı çıkıyor. Emniyet teşkilatı yorgun, çalışma şartlarından yorgun, özlük haklarından yorgun… Emekli olunca aldıkları maaşlarla yaşama şartları yok; yorgun, bu teşkilat yorgun! Kadroya geçemeyen, kadro bekleyen taşeron işçilerimiz var; yüz-yüz otuz sekiz bin kişi kadroya geçmeyi bekliyor ama bu liste hiç ilerlemiyor. Ben eskiden ‘dezavantajlı grup’ diye bir şey söylüyordum; memleketi komple dezavantajlı gruba dönüştürmüşler. 86 milyonun tamamı dezavantajlı artık!

‘MİLLETİN İSTİKLALİNİ, YİNE MİLLETİN AZİM VE KARARI KURTARACAKTIR’

Şimdi, hissesine bu kadar dert düşürdüğünüz milletinizle biz Amasya’dan size bir kere daha sesleniyoruz. ‘Milletin istiklalini, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır’ Yine ümitlendik. Sizi de bu millet seçti, seçerken iyiydi. Biz size bunları yapın diye mi oy verdik? Milleti unutun; kibrin, lüksün, şatafatın içerisinde memleketin imkanlarını ezin diye mi oy verdik size? Evlatlarınızla konfor oluşturun, yakınlarınıza, yandaşlarınıza makam dağıtın; milletin çocuklarını mülakat adaletsizliğinde ezin, nepotizme ülkeyi kurban verin, liyakati umursamayıp sadakati ödüllendirin diye mi oy verdik biz size? Siz fakirlik gördünüz; bize de fakirlikten bir pay ayırın diye mi verdik bu oyları? Siz yoksulluk gördünüz, çocuklarınız itildi kakıldı; bizim çocuklarımızı itin kakın diye mi oy verdik biz size? Yaşadığınız her şeyi, yahut yaşadığınızı söylediğiniz o mağduriyetlerin her birini bugün bizim için yaşar hale getirdiniz. AK Parti, 24 yıldır oy verme alışkanlığının merkezi olduğu için seçmende geçişkenlik konusunda biraz isteksizlik, kararsızlık var. Rahat olsunlar; Tayyip Bey yoksa Yavuz Ağıralioğlu var, AK Parti yoksa Anahtar Parti var! 40 yıl vatan demiş, bayrak demiş, elli yedinci yaşını kutlamış da hissesine düşen yüzle bugün mahcubiyete, kedere boğulmuş, imkan bulamamış ülkücü camiaya sesleniyorum: Anahtar Parti sizin partinizdir. Anahtar Parti; Türk milliyetçiliğinin, muhafazakarlığının, dindarlık mesuliyetinin, mukaddesatçılığın, bayrak demenin, vatan bilmenin, dini muhafaza edebilmenin, aileyi koruyabilmenin, emeği ve alın terini candan aziz bilebilmenin, bu topraklarda seksen altı milyonu ayırt etmeden sarıp sarmalayabilmenin partisidir.
O yüzden Anahtar Parti, bir cihetten bakarsanız, ‘Cumhuriyet’in ikinci yüzyıl karnesini yeterli görmüyorum’ diyen Cumhuriyet Halk Partililerin de partisidir. Bu kadar dert vardı, ‘deva oluruz’ dediler, kuruldular ama yarım kaldı. Anahtar Parti, Kürtler’in de partisidir. ‘Aleviler CHP’ye verilsin, Aleviyseniz mutlaka CHP’lisiniz’ diye münasebetsiz bir kabul var; insanları toptan seçmen zannediyorlar. Anahtar Parti Alevilerin de partisidir. Anahtar Parti; ekaliyetti, mezhepti, meşrepti, kimlikti diyerek insanlara ‘Nereden geldin, nerede doğdun?’ diye soran o şımarıklığın yüzüne vurulmuş bir haktır.

HÜKÜMETE SAYGILI KONUŞUYORUM SEBEBİ ŞUDUR…

Milliyetçi Hareket Partisi’ne, AK Parti’ye, Cumhur İttifakı’na; adlarına ne diyorlarsa, hükümete saygılı konuşuyorum. Sebebi şudur: Oy verenlere hürmet ediyorum. Oy verenler milletimizdir. Hiç kimse oy verdiği partiye çirkin söz söylenmesini sevmez; ben de sevmem. O yüzden milletin hatırını sayıyorum. Bugün evladı memur olan korkuyor; bürokrasi korkuyor, akademi korkuyor. Şehit aileleri korkuyor… Şehit aileleri de korkuyor. Öyle bir düzen kurmuşlar ki, efendim diyelim terörle mücadele ya da Türkiye süreci diye bir şey başlatmışlar; buna itiraz eden şehit aileleri ‘Bu durum bizi biraz burktu’ diyorlar. Oysa biz size, ‘Evlatlarımıza iş olun, soframıza aş olun, ticaretimize bereket olun, bize hukuk olun, güvence olun, uluslararası ticaretimizde rekabet gücü olun’ diye yetki veriyoruz. Biz size ait olan memleketi, bize ait olan evlatları, hayallerimizi ve emeklerimizi yönetin diye vekalet veriyoruz.

Amasya’dan, millet iradesinin kalbinden, Kurtuluş Savaşı’nın başladığı yerden… İstiklal Harbi’nin Samsun ayağından 32 gün sonra millet iradesiyle kalbin buluştuğu bu yerden, yeniden millet için ayağa kalkabilme hassasiyetiyle sesleniyoruz. Kocaman bir memlekete sesleniyoruz: 86 milyona sesleniyoruz! 320 milyonluk Türk dünyasına, 2 milyara yakın İslam dünyasına ve sekiz buçuk milyarlık insanlığa sesleniyoruz. Biz Türk milletiyiz; ayağa kalkacağız, güçlü olacağız. Etrafımızdaki her soruna miğfer olacak kadar kudretli olacağız. Aş olacağız, iş olacağız, imkan olacağız, bereket olacağız, bolluk olacağız. Ticareti büyüteceğiz; paranın itibarı ve gücü, pasaportun itibarı ve kuvveti olacağız. Altında huzurla yaşanacak bir memleketin teminatı olacağız. Adalet bekleyenlere adalet, umut bekleyenlere umut olacağız; hayatı planlama imkânı olacağız. Kimseye ‘Nesin, necisin, hangi mezheptendir, hangi meşreptendin?’ denmeyecek; kimlik kartını gösterince her ihtiyacını görebileceği bir memleketin varlığı olacağız. Biz Türk milletinin geleceği olacağız.

Anahtar Parti, o yüzden oy derdinin, rey derdinin, ‘Biz ne alacağız, ne kadar oy alacağız?’ hassasiyetinin değil; seksen altı milyona ne kazandıracağız mesuliyetinin partisidir. Tertemiz, gürül gürül bir parti. Kalbiyle iradesini; ailesiyle, kendi ailesine duyduğu mesuliyetle milletini birleştirmişlerin partisi. Ben uzun yıllardır siyaset yapıyorum. İlk defa ailesiyle birlikte memleket hattında böyle bir coşku görüyorum, ilk defa! Ben farklı partilerde de bulundum; dedemle beraber MHP, babamla beraber BBP, kalbimle beraber İYİ Parti, şimdi de sizinle beraber Anahtar Parti…

“BU COŞKU MEMLEKETİ ALACAK OLMANIN ALAMETİDİR”

Burada ilk defa şöyle bir şey görüyorum; İstanbul’da geziyorum, yaşlı bir amca görüyorum, ‘Evlat, benim gelinim Maraş’ta sizinle çalışıyor’ diyor. Erzurum’da geziyorum, ‘Benim damat sizin İstanbul teşkilatında’ diyor. Bakıyorum bir kayınvalide ‘Gelinim filan yerde çalışıyor, ben de onunla beraberim’ diyor. Çocuklar görüyorum, ‘Annem sizle beraber’ diyor; anneler görüyorum, ‘Çocuğu partide kreşe bıraktık, biz çalışıyoruz’ diyor. Anası, babası, kayınvalidesi, kayınbabası, kendi eşi, çoluğu çocuğu… İlk defa böyle bir coşku memleket ufkuna hizalanıyor. Bu, memleketi alacak olmanın alametidir.”

Yavuz Ağıralioğlu: Bayram bereketi bekleyenlere sel felaketiyle darlık düştü
+ - 0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.