Haber: Erkan KARACA
(ÇORUM) – Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, “Hukukun genel prensiplerini ihlal etmemek lazım. Mahkeme kararları kesinleşene kadar insanlara suçlu muamelesi yapamazsınız. Lekelenmeme hakkı vardır, insanların aileleri vardır. Ayıptır yahu, yani suçun şahsiliği diye bir şey vardır. İnsanları itibarsız hale getirirken aile maile ne var ne yok, geçmiş gelecek her şeyi töhmet altında bırakacak bir azgınlık devletin yönetiminde olmamalıdır, dikkat edilmelidir bu işlere. Muhalefet de kendilerine tercih edilmiş olan güvene layık, terbiyeli, ahlaklı ve ciddi davranmalıdır” dedi.
Ağıralioğlu, Çorum Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Çetin Başaranhıcal’ı ziyaretinin ardından gazetecilere açıklamalar yaptı.
“Türkiye’de ittifakların konusu olabilecek bloklaşmaların artık kalmadığını” söyleyen Ağıralioğlu, “Millet İttifakı da Cumhur İttifakı da yok. Millet ittifakı geçen sonuç alamadı, masa dağıldı. Cumhur İttifakı da geçen seçimi kazandığı ilkelerden vazgeçti. Geçen seçim Öcalan, terör, bölücülük, güvenlik falan diye kazandılar. Şimdi Öcalan’la yürümeye karar verdiler, o da dağıldı. Dolayısıyla ne Cumhur İttifakı var, ne Millet İttifakı var, sadece millet var ve dertleri var” diye konuştu.
Ağıralioğlu, Türkiye’de şu anda kararsızların birinci parti olduğunu söylendiğini anlatarak, bunların büyük çoğunluğunun daha önce iktidar partisini destekleyenler olduğunu ifade etti. Ağıralioğlu, “İktidarın kararsızı neden oluşuyor? Yolsuzluğu çözeceğiz demiştiniz, yolsuzluk var. Yoksulluğu çözeceğiz demiştiniz, yoksulluk var; fakirlikle, yoksullukla, yasaklarla mücadele edeceğiz demiştiniz, yasaklar var, zindanlarda insanlar var” ifadelerini kullandı.
İktidarın 2025’i Aile Yılı ilan ettiğini hatırlatan Ağıralioğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Madde bağımlılığının pençesinde evlatlar var. Aile Yılı ilan ediyorsunuz, aile dağılmış. Demokrasimize ilgili tehdit var. Üretim demişsiniz, rantı kuvvetlendirmişsiniz. Üretenin zoru var. Esnafın siftah problemi var. Çocukların işsizlik problemi var. Atanamayan öğretmenden tutun da üniversiteyi bitiren çocuklarımız hayal kuramazlar, kabusları var. Yurdu terk etme hakkında bir sürü evlat var. Sokaklarda mesleksiz bir sürü insan var. Çocuklar ev genci olmuşlar; ne istihdamda ne işte ne eğitimde çocuklarımız var. Sınırlarımız kevgire dönmüş. Bu kadar sorun var. Bu sorunların üstünden gelmek zorunda olanlar bize ittifakla ilgili gündem oluşturuyorlar. Hangi taraftasınız? Milletin tarafındayız efendi. O yüzden Anahtar Parti müstakil olarak şu anda kararsızların birinci parti olduğu, bu kararsızlığın kahra döndüğü zeminde kararsızların kararı olmaya çalışacak.
“ÜÇ MAAŞ, BEŞ MAAŞ SALTANATINA SON VERECEĞİZ”
Nizamülmülk’ün sözüdür; her işe bir baş, her başa bir maaş. Anahtar Parti’nin vaadi budur. Her işe bir baş, her başa bir maaş. Bu üç maaş, beş maaş saltanatına son verilecek. Yönetim kurulu üyeleri de dahil onlar sadece maaş ve konfor oluşturmuyorlar. Orada gözden kaçıyor. Kamuoyunun gözünden kaçıyor. Bu bir yönetim modelidir. İçeride işlerin yanlış gittiğini söyleyecek adamlara bu nimetler, imkanlar sunularak susturuluyor insanların vicdanları ben Türkiye’de. Siyaset kurumunun bu tür yönetim kurulu üyelikleri dahil bu tür pozisyonları kendi yaptıkları yanlışları konuşma potansiyelini susturma imkanına dönüştürdüğünü düşünüyorum. Yani sadece para kaybetmiyoruz, şahsiyet de kaybediyoruz. Nice insanlar kendilerine ya da evlatlarına sunulan imkanlarla vicdanlarını susturuyorlar, konuşacaklar diyecekler ki ‘Biz efendim AK Partiliyiz diyelim’. AK Partiliyiz diyelim diyecekler ama şunlar şunlar yanlış diyecek olana bunu anlıyorlar. Diyorlar ki ‘Size efendim yönetim kurulu üyeliği verelim’. Sadece para kazanmıyorlar. Şahsiyet de kaybediliyor, itiraz da yetim kalıyor.
“NE MASAL ÜLKESİYİZ NE KABUS ÜLKESİYİZ”
Efendim milletin durumu ortada, karne ortada. Bu karne için kurulduk zaten biz. Yeterli görürse kurulmazdık. Dört başı mamur olsa kurulmazdık. Şöyle bir şey var, A Haber izleyince memleket abat olmuş zannediyorsunuz. Cumhurbaşkanımız devamlı A Haber izliyor zannediyorum, o yüzden öyle konuşuyor. Şimdi bizim Halk TV’yi izleyince de memleket berbat olmuş gibi anlıyorsunuz. Yani birine bakarsanız masal ülkesi, birine bakarsanız kabus ülkesi gibisiniz. Biz ne masal ülkesiyiz ne kabus ülkesiyiz. Sadece kötü yönetiliyoruz. Biz Anahtar Parti olarak bir ara kanalız. Memleketin çok büyük bir potansiyeli var. Kötü yönetiliyor, kötü yönetildiği için hissemize bu ara fakirlik düştü, yüksek enflasyon düştü, faiz düştü, çocuklarımıza işsizlik düştü, eğitimde dağınıklık düştü, üretimde rekabet gücümüzde azalma bozulma falan. Bunların hepsi yönetim maharetsizliğinden oldu. Yani bu ülke kocaman bir ülkedir. Ülkenin böyle felaket tellalı gibi siyaset yapılmaz, battık bittik, yıkıldık denmez. Kötü yönetildi diye başımıza birtakım sorunlar geldi. Bu sorunların hepsi yönetim maharetsizliğindendir. İyi bir yönetim daha önce nasıl ülkeyi ayağa kaldırmıştı? İyi bir yönetim geliyor ve memleket ayağa kaldıracak. Anahtar Parti’nin durduğu yer burası.”
“SİYASİ ETİK YASASI LAZIM”
Ağıralioğlu, Ahmet Davutoğlu Başbakanken, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a siyasi etik yasasını önerdiğine ilişkin iddiaları hatırlatarak, şunları kaydetti:
“Bizzat kulağımla duymadım ama bu mevzu edildi, ‘Adam bulamayız’ falan gibi bir şey demiş. Yani biz siz bu siyasi etik yasasını çıkarırsanız biz böyle illerde falan adam bulmakta çok zorlanırız’ gibi bir şey dediğini duydum. Bununla ilgili toplumda böyle bir hakim duygu var. Yani iktidar olmak eskiden özellikle AK Parti için söyleyeyim, ‘Rüşvet alan da veren de melundur’, arkasına bu hadisi şerifi yazarak siyaset yapan vardı. Bu kadro, bunlar Milli Görüş’ten bu terbiyeyle ayrıldılar aslında. Arkalarında rüşvet alan da veren de melundur. Kapısız odalarda oturanlar da bunlar efendim. Kibri siyasetin düşmanı, memleketin fakirliğini de siyasetin utancı sayan adamlardı. Fakirliğin olduğu memlekette yönetici olmayı utanç duyarlardı. Zekat verilecek insanın kalmadığı bir memleket hayali kurarlardı. Oradan buraya geldik şimdi. Dolayısıyla şimdi diyorlar ki ‘Siyasette etik yasası olursa biz il ilçe teşkilatı bulmakta biraz zorlanabiliriz’. Bunu diyorlarsa bu baştan hassasiyet diye gösterdiklerini unutmuş demektir. Bize siyasi etik yasası lazımdır. Bizim kanunlarımızda vardır. Efendim kanunu uygulayacak bir devlet lazımdır. Devlet yönetimi lazımdır. Bizim kanunlarımızda kimin neyi var, kimin nereden edindiği, bu malları kim nereden buldu? Bizim kanunlarda var. Efendim uygulayacak olan bir siyasi irade lazım. O Anahtar Parti işte.
“TAYYİP BEY KENDİ BELEDİYEDEYKEN BELEDİYEDEN ALINMIŞ, CEZAEVİNE GÖNDERİLMİŞ BİR ADAMDIR
İktidarın da kendi hissesine, kendi belediyelerini de ‘Yolsuzlukları varsa onları da araştırıyorum’ demek düşer. Bilseydi keşke kendisinden olana oyun, olmayan değil; memleketin hakkını yiyeni takip edebilseydi keşke. Şuna döndü siyasi pratik, ‘Bana gelirseniz sorgulama olmaz, bana gelirseniz soruşturma olmaz, bana gelirseniz korunursunuz. Eğer muhalefette kalırsanız durumunuz iyi değil’. Buna gider. Yani devlet yönetiminde adalet bu işi bu pratikle yapmaya devam ederse memlekette değer aşınmasına sebep olur. Millet de şöyle demeye karar verir; sanki siz yemiyorsunuz. Yani yemeyi, memleketin, milletin malını israf etmeyi meşru görmeye başlar. Millet kendi iradesinin böyle töhmet altında kaldığını görmekten vatandaş kahırlı hale gelir, değer aşınmasına sebep olur. Bu akıllarını başlarına alsınlar. Belediyecilikte Tayyip Bey bilir, Tayyip Bey kendi belediyedeyken belediyeden alınmış, cezaevine gönderilmiş bir adamdır. Bilir yahu kendi başına gelen başkasının başına gelmesin diye seçtik seni kardeşim Allah Allah. Yani kendi başına gelen başkasının başına gelmesin diye seçtik seni. O yüzden siyasetçilerin vazifesi biraz empati yapmaktır. Ben konuşurken şöyle konuşuyorum; bugün AK Parti’ye söylüyorum, CHP iktidarda olsa AK Parti’ye söylese CHP’ye söylerim aynısını.
Masumiyet karinesi diye bir şey vardır. Hukukun genel prensiplerini ihlal etmemek lazımdır. Mahkeme kararları kesinleşene kadar insanlara suçlu muamelesi yapamazsınız. Lekelenmeme hakkı vardır, insanların aileleri vardır. Ayıptır yahu, yani suçun şahsiliği diye bir şey vardır. İnsanları itibarsız hale getirirken aile maile ne var ne yok, geçmiş gelecek her şeyi töhmet altında bırakacak bir azgınlık, devletin yönetiminde olmamalıdır, dikkat edilmelidir bu işlere. Bu arada muhalefet de kendilerine tevcih edilmiş olan güvene layık, terbiyeli, ahlaklı ve ciddi davranmalıdır. Yani hükümeti tenkit ediyorsanız hükümeti tenkit ettiğiniz şeyleri yapmayacaksınız. Nepotizm diyorsanız akraba kayırmayacaksınız, ahlaksızlık diyorsanız yapmayacaksınız. Yolsuzluk diyorsanız bulaşmayacaksınız. Devletin malını mülkünü hükümet har vurup harman savuruyor diyorsanız, devletin malını mülkünü har vurup harman savurmayacaksınız.”




