(İSTANBUL) – Pınar Yorgancıoğlu’nun ilk uzun metrajı “Karanlıkta Islık Çalanlar”, 45. İstanbul Film Festivali kapsamında Atlas Sineması’nda Türkiye prömiyerini yaptı; film sonrası ekip seyircilerin sorularını yanıtladı.
“Karanlıkta Islık Çalanlar”, 45. İstanbul Film Festivali kapsamında Atlas Sineması’nda Türkiye prömiyerini gerçekleştirdi. Pınar Yorgancıoğlu’nun yazıp yönettiği film, gösterimin ardından düzenlenen söyleşide seyircilerle buluştu.
Türkiye, Bulgaristan ve Almanya ortak yapımı film; bilgisayar oyunu bağımlısı işsiz bir yazar olan Toprak, annesi Suzan ve emekli babası Melih’in hayatlarına odaklanıyor. Üç karakterin bastırılmış hayalleri, bir doğaüstü ziyaretçinin gelişiyle “hayaletler” olarak geri dönüyor.
Gösterim sonrası gerçekleşen söyleşide Yorgancıoğlu, filmin çıkış noktasını “insanın olamadığı hayatların yasını tutması” fikriyle açıkladı. Yönetmen, hikâyenin kişisel bir yerden doğduğunu ancak zamanla daha geniş bir toplumsal çerçeveye oturduğunu belirtti.
Filmdeki karakterlerin yalnızca birbirleriyle değil, geçmişte kalmış ihtimalleriyle de ilişki kurduğunu söyleyen Yorgancıoğlu, “hayatımızdan çıkan insanlarla birlikte, o insanlarla var olan versiyonlarımızın da yok olduğunu” vurguladı.
Söyleşide ayrıca filmin merkezindeki “hayalet” fikrine de değinen yönetmen, bu unsurları doğrudan korku öğesi olarak değil, karakterlerin “olmak istedikleri ama olamadıkları” hayatların yansımaları olarak kurduğunu ifade etti.
ANKA Haber Ajansı’nın sorularını da yanıtlayan Yorgancığlu, filmin yapım sürecini anlattı. Müfit Kayacan, Hülya Gülşen ve İnci Sefa Cingöz’ün başrollerini paylaştığı, Meral Çetinkaya ve Ayşenil Şamlıoğlu’nun da yer aldığı film, bireysel ve toplumsal sıkışmışlık hissini aile üzerinden anlatıyor.
Pınar Yorgancıoğlu’nun ilk uzun metraj filmi Karanlıkta Islık Çalanlar, İstanbul Film Festivali öncesinde San Francisco Uluslararası Film Festivali’nde yarışma seçkisine alınarak uluslararası yolculuğuna başlamıştı.




