(TBMM) – CHP Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin yılın ilk iki ayında dış borçlar için 4,4 milyar dolar faiz ödediğini belirtti. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın harcamaları ile emekliye verilen bayram ikramiyesi arasındaki farka dikkat çeken Genç, “Diyanet’in sadece bir dakikalık harcaması yaklaşık 90 emeklinin bayram ikramiyesine denk geliyor” dedi.
Meclis Başkanvekili Celal Adan başkanlığında toplanan TBMM Genel Kurulu, sosyal medyanın 15 yaş altına engellenmesi ve kadınların doğum izninin 16 haftadan toplam 24 haftaya çıkarılmasına ilişkin düzenlemeleri içeren Sosyal Hizmetler Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’nin ikinci bölümünde yer alan maddelerin görüşmelerine devam ediyor.
CHP Kayseri Milletvekili Aşkın Genç, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada ekonomi politikaları ile kamu harcamaları ve emeklilere yönelik ödemeler arasındaki farkı gündeme getirdi.
Türkiye’nin dış borç faiz yüküne ve bütçe önceliklerine değinen Genç, yaklaşan Kurban Bayramı öncesinde emeklilere verilen bayram ikramiyesinin düzeyine dikkati çekti. Genç, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın harcama büyüklüğü ile emekli ikramiyesi arasındaki karşılaştırmanın, kamu kaynaklarının kullanımına ilişkin tartışmaları yeniden gündeme taşıdığını ifade etti.
CHP’li Genç şöyle konuştu:
“Türkiye ekonomisinin en net göstergesi artık üretim, yatırım, istihdam değil. Faiz yüküdür. Sadece yılın ilk iki ayında bu ülke, dış borçları için 4,4 milyar dolar faiz ödedi. Altını çiziyorum: Ana para değil, yatırım değil, sadece faiz. Üstelik bu yükün nasıl paylaşıldığına baktığınızda tablo daha da çarpıcı hale geliyor. Bu ödemenin 1,8 milyar doları kamu ve Merkez Bankası tarafından, 2,6 milyar doları ise bankalar ve reel sektör tarafından karşılanıyor. Yani bu maliyet sadece bütçede duran bir kalem değil; üretenin, yatırım yapanın, kredi kullananın maliyetidir. Sonuçta dönüp dolaşıp vatandaşın cebine yansıyan bir yük haline gelmektedir. Bugün sanayici yatırım kararını alırken bu maliyeti düşünüyor. Esnaf krediye ulaşırken bu maliyetle karşılaşıyor. Çiftçi üretim yaparken bu yükün altında eziliyor. Türkiye ekonomisi üretimle değil, faiz ödeyerek dengede tutulmaya çalışılan bir yapıya sürüklenmiştir. Bu tablo sürdürülebilir değildir. Bu tablo, büyümenin değil, günü kurtarmanın tablosudur.
“Emekli artık bayram ikramiyesiyle kurban kesmeyi bırakın, 4 kilo kıymayı zor alıyor”
Kurban Bayramı yaklaşıyor. Bu ülkede 17 milyonun üzerinde emekli bayram ikramiyesi alacak. Ne kadar alacak? 4 bin lira. 4 bin lira, bugünün gerçeklerinden uzak bir rakamdır. Aynı dönemde Diyanet İşleri Başkanlığı 2026 yılı için vekaletle kurban kesim bedelini açıkladı. Yurt içinde 18 bin lira, yurt dışında 7 bin lira. Bu iki rakamı yan yana koyduğunuzda tabloyu herkes net bir şekilde görüyor. 2018 yılında emekliye bayram ikramiyesi verilmeye başlandığında tutar bin liraydı. Aynı yıl vekaletle kurban kesim bedeli 850 liraydı. Yani emekli, aldığı ikramiyeyle kurban kesebilecek durumdaydı. Bugün gelinen noktada emekli 4 bin lira alıyor, kurban bedeli ise 18 bin liraya çıkmış durumda. Başka bir ifadeyle; yıllar içinde kurban bedeli katlanarak artarken, emeklinin bayram ikramiyesi aynı hızla artmamış, aralarındaki mesafe her geçen yıl daha fazla açılmıştır. Emekli artık bayram ikramiyesiyle kurban kesmeyi bırakın, 4 kilo kıymayı zor alıyor. Bugün emekli bayramı bayram gibi yaşayabilmek için değil, ‘nasıl idare ederim’ diye düşünerek karşılamaktadır.
“Diyanet yılın ilk üç ayında 46 milyar 436 milyon lira harcadı”
Diyanet İşleri Başkanlığı 2026’nın sadece ilk üç ayında 46 milyar 436 milyon lira harcadı. Emekliye bir bayramda verilen ikramiye 4 bin lira. Diyanet’in sadece bir dakikalık harcaması, yaklaşık 90 emeklinin bayram ikramiyesine denk geliyor. Tabloyu sadece bir sayı olarak görmeyin. Bu, kamunun harcama önceliklerinin nasıl şekillendiğinin açık bir göstergesidir. Sonra da çıkıp emekliye 4 bin lirayı reva görüyorlar. Ortaya çıkan mesele çok açık; sorun para yokluğu değil, paranın nereye harcandığıdır.
“Sosyal devlet, zor zamanlarda vatandaşının yanında duran devlettir”
Bir tarafta milyarlarca doları faize ödeyen bir ekonomi, diğer tarafta bayramda 4 bin liraya mahkum edilen milyonlarca emekli var. Bir tarafta kaynakların faize yönlendirildiği bir düzen, diğer tarafta bayram sevincini bile yaşayamaz hale getirilen insanlar var. Bir tarafta bütçenin önemli bir kısmı borç maliyetlerine giderken, diğer tarafta toplumun en kırılgan kesimleri ayakta kalmaya çalışıyor. Bu tabloyu ekonomi yönetimiyle açıklamak mümkün değildir. Faize milyarlar bulan, emekliye geldiğinde ise 4 bin lirayı reva gören bir anlayış, sosyal devlet anlayışıyla bağdaşmaz. Sosyal devlet, zor zamanlarda vatandaşının yanında duran devlettir. Sosyal devlet, bayramda insanına bayramı yaşatabilen devlettir. Bayram dediğimiz şey sadece takvimde yazan bir gün değildir. Paylaşmaktır, dayanışmadır, insanca yaşamaktır. Bugün milyonlarca emekli için bayram, ne yazık ki bayramı ifade etmemektedir. Türkiye’nin ihtiyacı olan şey; faize giden kaynakları azaltan, üretimi destekleyen ve en önemlisi vatandaşına adil davranan bir ekonomik anlayış. Bu anlayış olmadığı sürece ne emekli rahat eder ne üretici nefes alır ne de toplum huzur bulur. Aksi halde bu tabloyu konuşmaya devam ederiz ama sadece konuşmakla kalır, değiştiremeyiz.”




