(ANKARA) – Milli Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır, “ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, neredeyse eyalet valisi gibi, neredeyse bölgesel vali gibi her türlü sözü söylemekte, freni patlamış kamyon gibi yol almakta bir beis görmemektedir. Bu coğrafyaya yakıştırdığı yönetim sistemi monarşi. ‘Bu coğrafya monarşiyle yönetilmelidir’ diyor. Aklını kendine sakla, öngörülerinle ve zırvalarınla bu toplumu ve bu coğrafyayı işgal etme” dedi.
Milli Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır, partisinin genel merkezinde düzenlenediği basın açıklamasında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Çayır, konuşmasına 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlayarak başladı.
ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın Orta Doğu ve Türkiye’ye dair açıklamalarını eleştiren Çayır, şunları söyledi:
“ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack, neredeyse eyalet valisi gibi, neredeyse bölgesel vali gibi her türlü sözü söylemekte, freni patlamış kamyon gibi yol almakta bir beis görmemektedir. Bu coğrafyaya yakıştırdığı yönetim sistemi monarşi. ‘Bu coğrafya monarşiyle yönetilmelidir’ diyor. Aklını kendine sakla, öngörülerinle ve zırvalarınla bu toplumu ve bu coğrafyayı işgal etme. Kimin adına konuşursan konuş. Kimin elçisi olursan ol, hangi ülkenin temsilcisi olursan ol, bu ülkenin diğer toplumlara benzemediğini herhalde sen gelirken sana söylemiş olmalılar. Türkiye ve Türk milleti hiçbir zaman bir başkasının sözleri veya bir başkasının baskısıyla şekillenecek ve gelecek kuracak değildir. Hiçbir güç bizi eğdiremez, hiçbir güç bizi şekillendiremez.
“Artık kirlettiğiniz topraklardan, öldürdüğünüz çocuklardan elinizi çekin”
Tom Barrack gerçekten lüzumsuz ve hadsiz ifadeleri kullanmaya devam ediyor. Bu coğrafyanın demokrasiyle, milletin iradesiyle yönetileceği aşikardır. Milli Yol Partisi’nin temel ödevlerinden bir tanesi de budur. Millete dayanmayan, milletin iradesiyle şekillenmeyen hiçbir idareyi kabul edecek değiliz. İsterse bize dünyada cenneti bile vadetse monarşi, krallık bir zümrenin bir milleti yönetmesine asla ve asla izin verilemez, kabul edilemez. Böyle bir şey yok. Tom Barrack’a ve onun deli başkanına buradan seslenmek isteriz, artık evinize dönün, artık kirlettiğiniz topraklardan, öldürdüğünüz çocuklardan elinizi çekin.”
Türkiye’deki hukuk politikalarını eleştiren Çayır, “İktisadın da sosyal hayatın da her türlü alanın da belirleyicisi hukuktur, adalettir, vicdandır, merhamettir. Sen tutar, kendi hırsızına bir şey demez, başka hırsızları kovalarsan ülke yaşanmaz olur ve yaptıkların inandırıcı olmaz. Kendinden, kendi partisinden, kendi yakınlarından, kendi çevrenden başlayabilirsek ülke yaşanır olur, siyaset temizlenmiş olur ve gelecekle ilgili umutlarımız artar. Gelin böyle yapalım. Varsa da yoksa da ‘falancalar suçlu’. Sende hiç bir suç yok? Siz, yüce Allah’ın yeryüzüne indirdiği melekler falan değilsiniz. O halde iddia ediyorum ve kendimi bağlayarak söylüyorum eğer arınmaya, temizlenmeye, kirden, pastan, her türlü hileden kendimizi bir şekilde kurtarmaya partimizden, çevremizden, kendimizden başlarsak söz veriyorum, kim bunun başlatıcısı olursa her türlü apoletimi sökerek, her türlü parti bağlantısını ortadan kaldırarak yanında yer alacağım. İktidara sesleniyorum: Gelin yapın, birinci gün yanınızdayım. Bu iradeyi ortaya koydum” diye konuştu.
“Çocuğu tuttular, şehitler lisesinden çıkarttılar. Bu nasıl bir vicdan”
Çayır, Kahramanmaraş’taki okul saldırısına ilişkin de “Biz Kahramanmaraş’tan geldik. Kahramanmaraş’taki acıyı yüreklerimizde hissettik. Yani tuhaf bir ülkede yaşıyoruz. Kahramanmaraş’ta 11 yaşındaki Yusuf Tarık Gül’ün babası polisken içeri düşmüş FETÖ’den. Cezasını çekmiş dışarı çıkmış. Toplumdaki ayrıma bakar mısınız? Çocuğu tuttular, şehitler lisesinden çıkarttılar. Bu nasıl bir vicdan? Çocuğun ne suçu olabilir? Veya suçlu olduysa suçunu çekmiş adam. Türkiye bu anlamda iki yüzlülük yapıyor” ifadelerini kullandı.
Çayır, okul saldırılarıyla ilgili soruyu yanıtlarken “Türk Silahlı Kuvvetleri’nde uzman çavuş olarak görev yapmış, sonra görevlerinin zorluğundan dolayı emekliye ayrılmış olan genç kardeşlerimiz var. Bunları okullarda doğrudan güvenlik olarak Türk Devleti, Türk hükümeti atayabilir. Hem istihdam sağlanır hem de okullarımız güvene kavuşur” önerisinde bulundu.




