1. Haberler
  2. Gündem
  3. TBMM Genel Kurulu 23 Nisan Özel Oturumu… Mehmet Emin Ekmen: “Geçen sene 600 bin çocuk eğitimden koptu, gerekçesi yoksulluk”

TBMM Genel Kurulu 23 Nisan Özel Oturumu… Mehmet Emin Ekmen: “Geçen sene 600 bin çocuk eğitimden koptu, gerekçesi yoksulluk”

Yeni Yol Partisi Grup Başkanı Mehmet Emin Ekmen, TBMM Genel Kurulu 23 Nisan Özel Oturumu'nda yaptığı konuşmada, "Sadece geçen yıl 600 binden fazla çocuk eğitim sisteminden koptu. En belirgin gerekçe yoksulluk. Raporlar, çocuk işçi sayısının 1 milyonu aştığını öngörüyor; 2025 yılında en az 94 işçi çocuk hayatını kaybetti. Bu, şimdiye kadar kaydedilen en yüksek yıllık sayıdır. Bu ülkenin çocukları fırsat eşitliğinden yoksunsa; gençlerimiz mutsuz ve umutsuz ise, eğitimlerinin ve emeklerinin karşılığını alamıyor, açlık sınırının altında kalan maaşlarla yetinmek zorunda kalıyorsa; aileler, evlatlarının geleceğine güvenle bakamıyorsa, vatandaş dertlerinin Meclis eliyle çözülebileceğine dair inancını yitiriyorsa, şapkayı önümüze koyup düşünmenin vaktidir" ifadesini kullandı.

TBMM Genel Kurulu 23 Nisan Özel Oturumu… Mehmet Emin Ekmen: “Geçen sene 600 bin çocuk eğitimden koptu, gerekçesi yoksulluk”
service
0
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

(TBMM) – Yeni Yol Partisi Grup Başkanı Mehmet Emin Ekmen, TBMM Genel Kurulu 23 Nisan Özel Oturumu’nda yaptığı konuşmada, “Sadece geçen yıl 600 binden fazla çocuk eğitim sisteminden koptu. En belirgin gerekçe yoksulluk. Raporlar, çocuk işçi sayısının 1 milyonu aştığını öngörüyor; 2025 yılında en az 94 işçi çocuk hayatını kaybetti. Bu, şimdiye kadar kaydedilen en yüksek yıllık sayıdır. Bu ülkenin çocukları fırsat eşitliğinden yoksunsa; gençlerimiz mutsuz ve umutsuz ise, eğitimlerinin ve emeklerinin karşılığını alamıyor, açlık sınırının altında kalan maaşlarla yetinmek zorunda kalıyorsa; aileler, evlatlarının geleceğine güvenle bakamıyorsa, vatandaş dertlerinin Meclis eliyle çözülebileceğine dair inancını yitiriyorsa, şapkayı önümüze koyup düşünmenin vaktidir” ifadesini kullandı.

TBMM Genel Kurulu, açılışının 106’ncı yıl dönümünde, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un başkanlığında özel gündemle toplandı. Kurtulmuş’un açılış konuşmasının ardından, Yeni Yol Partisi grubu adına Yeni Yol Partisi Grup Başkanı Mehmet Emin Ekmen konuştu. Ekmen, sözlerinin başında Kahramanmaraş’taki silahlı okul saldırılarında yaşamını yitiren öğrencileri anarak ve baş sağlığı dileyerek başladı.

Ekmen, “İlk Meclis’i ayakta tutan temel ilke, duvarında yazan ‘Onların işleri aralarında istişare iledir’ ayetinde vücut bulmuştu. Bugün başucumuzda asılı duran ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ ilkesi ise, kurucu meşveret ruhunun bugünkü adıdır. Unutulmamalıdır ki milli irade; hukukun üstünlüğü, denetim ve dengenin esas olduğu kuvvetler ayrılığı ilkeleri, işleyen ve etkili sivil toplum kültürü ile bir bütündür. Bu ilkeler birbirinin tamamlayıcısıdır ve demokrasinin güvencesidir” diye konuştu.

“2025 yılında en az 94 işçi çocuk hayatını kaybetti”

Çocukların durumuna ilişkin sayısal veriler paylaşan Ekmen, “TÜİK ve UNICEF verilerine göre, her 3 çocuktan biri şiddetli maddi yoksunluk çeken hanelerde yaşıyor ve bu çocukların yüzde 60’ından fazlası düzenliolarak et, tavuk veya balık tüketemiyor. Araştırmalar sağlıksız gıdalarla alınan kurşun, pestisit ve benzeri maddelerin yetersiz beslenmede bünyeye daha fazla zarar verdiğini gösteriyor. Bu çocuklar, sadece gıdaya değil; temiz suya, ısınmaya ve hijyen malzemelerine dahi erişmekte zorlanıyor. Aç karnına okula giden çocuklarımızın odaklanma süresi kısalıyor, bilişsel gelişimi yavaşlıyor. Bu durum, eğitimdeki fırsat eşitsizliğini kalıcı hale getiriyor. Yoksul çocuklarımız psikolojik olarak içe kapanıyor ve kendini dışlanmış hissediyor. Sadece geçen yıl 600 binden fazla çocuk eğitim sisteminden koptu. En belirgin gerekçe yoksulluk. Raporlar, çocuk işçi sayısının 1 milyonu aştığını öngörüyor; 2025 yılında en az 94 işçi çocuk hayatını kaybetti. Bu, şimdiye kadar kaydedilen en yüksek yıllık sayıdır. Bu ülkenin çocukları fırsat eşitliğinden yoksunsa; gençlerimiz mutsuz ve umutsuz ise, eğitimlerinin ve emeklerinin karşılığını alamıyor, açlık sınırının altında kalan maaşlarla yetinmek zorunda kalıyorsa; aileler, evlatlarının geleceğine güvenle bakamıyorsa, vatandaş dertlerinin Meclis eliyle çözülebileceğine dair inancını yitiriyorsa, şapkayı önümüze koyup düşünmenin vaktidir” ifadesini kullandı.

“Vatandaşlarımızı ülkesine, insanına ve devlet kurumlarına güvenir hale getirmek zorundayız”

Gençlerin bir yolunu bulup ülkeyi terk ettiğini, bu durumun Türkiye’nin özgürlük ve adalet iklimindeki daralma, geleceğe dair umut ve günvedeki aşınmanın somut göstergesi olduğunu sözlerine ekleyen Ekmen, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Beyin göçü ile kaybettiğimiz nitelikli iş gücü gibi, sermaye de ülkeyi terk etmektedir. Son bir yıl içinde 20 milyar doları bulan sermaye çıkışı, tıpkı beyin göçünde gibi, ‘güvensizlik’ halinin bir yansımasıdır. Sokağın da piyasanın da sürekli hatırlattığı tek bir gerçek vardır: Güvenin tesis edilmediği bir sistemde kimse bırakınız yarına, bugüne dahi yatırım yapmaz. Güçler ayrılığının ve güçler arasındaki dengenin neredeyse yok olması, adalet mekanizmaları ve devlet kurumlarındaki kapasite kaybı sisteme güven duygusunun yitirilmesine sebep olmuştur. Güven hissinin zayıflamasının sonuçları, aile üzerinde de görülmektedir. Aile, umudun ve yarına dair duyulan güvenin yeşerdiği yerdir. Gençler yeni bir hayatı filizlendirme konusunda tereddüt yaşıyorsa, bunun temelinde yarının ne getireceğine dair duyulan o derin belirsizlik yatmaktadır. Gündüz kuşağı programları ve iktidar kontrolündeki dizi sektörünün yıkıcı etkisi ise bu konuşmaya sığmayacak kadar derinlik ve uzunlukta bir mevzudur. Hukuk ve adalet sorunları, ekonomik refahın azalması, özgürlük ve mutluluk hissinin kaybı ile birlikte güven duygusu da hızla aşınmaktadır. Ne acıdır ki bu yıl yapılan bir araştırma, Türkiye’de insanların yüzde 84’ünün bir başkasını güvenilmez bulduğunu tespit etmiştir. Güvensizlik iklimini gösteren bu tablo, toplum ve ruh sağlığı bakımından da derin bir kırılmaya işaret etmektedir. Vatandaşlarımızı ülkesine, insanına ve devlet kurumlarına güvenir hale getirmek zorundayız. Nüfusumuzdaki çocuk oranının ve doğurganlık eğiliminin belirgin bir şekilde azalışı sadece küresel eğilimlerle açıklanamaz. Evlenme ve doğurganlık istatistiklerinin 2018 sonrası trajik kırılımı tesadüfle açıklanamaz. Gençler evlenemiyor, evlenenler çocuk sahibi olmaya korkuyor. Bu durumu, ülke yönetimi ve topluma sinen ruh halinden bağımsız değerlendiremeyiz.

“Kumar ve bahis belası, ilk defa madde bağımlılığının önüne geçti”

Ülkemizi sarsan başka bir tehdit de bağımlılıklardır. Geleceksizlik duygusunun yaygınlaştığı, dijitale bağımlı, sosyal yaşamdan kopan ve şiddeti meşrulaştırma eğilimi taşıyan bir gençlik, artık gözümüzü kapatamayacağımız bir gerçekliğe dönüşmüştür. Teknoloji bağımlılığı nedeniyle hastanelerde tedavi gören evlatlarımız dahi vardır. Yeşilay’ın tespitlerine göre kumar ve bahis belası, ilk defa madde bağımlılığının önüne geçmiştir. Kumar ve bahis, bireysel bir zaaf ya da asayiş sorunu olmaktan çıkmıştır. Karşımızda yuvaları yıkan, alın terini tüketen, gençleri borçla, aileleri çaresizlikle baş başa bırakan çok yönlü bir yıkım tablosu vardır. Bu karanlık düzen, kısa sürede güveni, huzuru ve aileyi tahrip eden bir sarmala dönüşmektedir. Bu çıkmaz yolun en acı sonucu ise intiharlardır. Sayın Cumhurbaşkanı’nın elinde topladığı yetkiler ve etki alanı, başta kumar ve bahis olmak üzere, aileyi tahrip eden gündüz kuşağı programlarını ve dizi sektörünün sorunlu yönlerini bir gecede yerle yeksan edebilecek kudrettedir. Bu yetki ve kudrete rağmen bu adımların neden atılmadığı izaha muhtaçtır. TÜİK dahil olmak üzere tüm araştırmalar göstermektedir ki toplum, aileler, gençler ve çocuklar huzursuz, güvensiz, mutsuz, umutsuz ve depresiftir. Toplumsal çözülmenin, aileyi sarsan ve gençliği kuşatan tehditlerin görmediği devlet kudreti; siyasi alanı tanzim, kayyım ve soruşturma mühendisliği olarak devrededir. Demokratik düzene inancın zayıfladığı, yargı gücünün siyaseti dizayn aracı olarak kullanıldığı bir ülkede ne millî egemenlikten ne de tam manasıyla korunabilir ne de demokrasi sahici biçimde yaşatılabilir. Demokratik siyasi süreçlere inancın zayıflatılması ise bu ülkeye yapılacak en büyük kötülüktür.

“Adımlar atılsın

Önemli gündemlerimizden biri de 1 Ekim 2024 sürecidir. Silahların ebediyen susmasına yönelik atılan bu adımı amasız, fakatsız ve açıkça destekledik. Ancak hepimiz çok iyi biliyoruz ki gerçek barış; siyaset kurumunun güçlendiği, eşit vatandaşlık ilkesinin kök saldığı, Cumhuriyet’in demokrasiyle taçlandığı, devletin ahlaklı ve ehil kadrolarca yönetildiği, şeffaf ve öngörülebilir bir hukuk zemininde hayat bulur. Süreçte yaşanan tıkanıklığın en somut nedeni, hukuki altyapının eksikliğidir. İktidarın artık bir yönetim tarzına dönüştürdüğü; adımlar atılsın, hukuk arkadan gelsin anlayışı; güveni azaltmakta, belirsizliği ve şüpheyi beslemektedir. Milletimizin sürece olan desteği devam etse de inancı azalmaktadır. Hayırlı işlerde acele etme ilahi düsturunu da hatırlayarak ilgili yasanın Meclis’e sevki daha fazla geciktirilmemelidir. Yasayı şartlara bağlamak anlamsızdır. Yapılan ve yapılacak yasal düzenlemeler, devleti; terörle mücadele, egemenlik ve yargılama hakkından alıkoymayacaktır. Bu yasanın çıkmasının devlet aleyhine doğuracağı hiç bir sonuç yoktur. Komisyon tarafından hazırlanan rapor, değerlidir. Ne var ki bu metin meselenin temel sütunları olan tam demokrasiyi ve evrensel hukuku cesaretle sahiplenememiş, bu hususlar zayıf ve temenni seviyesinde kalmıştır. Eli silahlı bir örgüt tasfiye ediliyorken, haklarında soruşturma açılmamış, takipsizlik kararı alınmış, kesinleşmiş beraat kararı almış KHK’lılar başta olmak üzere, askeri öğrenciler, kursiyer teğmenler veyahut da emir-komuta zinciri altında sevk ve idare edilen ancak darbe suçlarından herhangi birini işlememiş mahkumlar hakkındaki hükümlerin Türk yargı makamlarınca daha serinkanlı ve hukuka uygun bir şekilde yeniden değerlendirilmesinin zamanı gelmiştir.

 “Meclis’in bir sorunu da Genel Kurul’un etkin bir şekilde çalıştırılmaması”

Milli egemenliği temsil eden Meclisimizin bir sorunu da Genel Kurul’un etkin bir şekilde çalıştırılamamasıdır. Anayasa’ya göre milletvekilleri tarafından hazırlanması gereken kanun teklifleri Külliye ve bakanlık yetkilerince hazırlanmakta, ilk imzacı milletvekilleri yer yer kanununu savunmakta yetersiz kalabilmektedir. Torba kanun düzenlemeleri esas uygulama haline gelmiş, ihtisas komisyonları devre dışı bırakılmıştır. Kanun tekliflerinin hazırlık, komisyon ve Genel Kurul aşamalarında muhalefetin katkısına açılması, yapılacak tenkit ve önerilerin dikkate alınması şüphesiz yasama kalitesini artıracaktır.”

 

TBMM Genel Kurulu 23 Nisan Özel Oturumu… Mehmet Emin Ekmen: “Geçen sene 600 bin çocuk eğitimden koptu, gerekçesi yoksulluk”
+ - 0

Tamamen Ücretsiz Olarak Bültenimize Abone Olabilirsin

Yeni haberlerden haberdar olmak için fırsatı kaçırma ve ücretsiz e-posta aboneliğini hemen başlat.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Uygulamayı Yükle

Uygulamamızı yükleyerek içeriklerimize daha hızlı ve kolay erişim sağlayabilirsiniz.