(ANKARA) –
(ANKARA) – CHP Sözcüsü Zeynel Emre, “CHP olarak sahaya iniyoruz. CHP, 4 Mayıs günü itibarıyla 81 ilde saha çalışmasına başlayacak. MYK üyeleri, YDK üyeleri, PM üyeleri, CAO’daki arkadaşlarımız, sahadaki il ve ilçe başkanlıklarının koordinesiyle birlikte halkımızla buluşacağız ve ülkenin gerçeklerini anlatacağız. Yaşadıklarımızı birinci elden kendileriyle paylaşacağız. CHP olarak asla durmayacağız, asla pes etmeyeceğiz, asla boyun eğmeyeceğiz. Elbette bu yolda belki de bedel ödeyenler olacak, bundan önce olduğu gibi. Partimize yönelik farklı saldırılar da olabilir. Ama tüm bunlar karşısında cesaretle, adalet için çalışmaya devam edeceğiz” dedi.
CHP MYK, parti genel merkezinde Genel Başkan Özgür Özel başkanlığında toplandı. CHP Parti Sözcüsü ve İstanbul Milletvekili Zeynel Emre, toplantı devam ederken toplantı gündemine ilişkin basın toplantısı düzenledi. Emre’nin açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:
“Geçtiğimiz hafta pazartesiden itibaren önemli toplantılar yaptık. Önümüzdeki dönem CHP olarak yapacaklarımıza ilişkin başlıkları tartıştık. Biliyorsunuz bir süredir Türkiye’de Türkiye demokrasisine yönelik, milli iradeye yönelik, yerel yönetimlere yönelik kapsamlı bir saldırı var. Ve bu saldırı kapsamında da bizim belediye başkanlarımız, belediye çalışanlarımız, bürokratlar haksız bir şekilde tutuklanmış durumda. Birçok belediye başkanı görevini yapamaz durumda. 20 belediye başkanımız halihazırda tutuklu. Dolayısıyla biz buralardaki seçilmiş iradeye yönelik saldırıları başından beri bir milli irade yönelik saldırı olduğunu, son yerel seçimde Türkiye’nin birinci partisi olan CHP’nin iktidar yürüyüşünü engellemeye yönelik hamleler olduğunu ifade etmiştik. Ve buna karşı milletimizle birlikte bir arada durarak, meydanlarda mitingler yaparak, dosyalardaki gerçekleri anlatarak, yalanlara karşı gerçekleri haykırarak, toplumu bilgilendirerek bu büyük mücadeleyi yürütüyorduk. Ve geçtiğimiz haftaki en son Ataşehir Belediye Başkanımızın gözaltına alınıp tutuklanmasıyla birlikte başlayan süreçte, belediye başkanlarımızla bir dizi görüşmeler gerçekleştirdik. Partimizin kurultaydan sonraki en yüksek karar organı olan Parti Meclisimizi topladık. Bugün yaklaşık yedi saatlik bir PM toplantısı gerçekleştirdik. Görüş alışverişinde bulunduk. Ve ardından da MYK’yı son kez toplayarak başlıklar halinde CHP’nin bundan sonra yapacaklarına yönelik bazı kararlar aldık.
“Sosyal yardımları 4,6 kat oranında arttırdık”
Bizim iktidar yürüyüşümüzün ilk adımı neydi dersek esasında 2019’daki yerel seçim başarısı ve belli başlı büyükşehirlerin CHP’nin yönetimine girmesi. Hatırlayın, iktidarda o zaman evvelinde başlayan ‘İstanbul’u alan Türkiye’ye alır’ korkusuyla ilk seçimi tanımayan bir iktidar olmuştu. Tayyip Bey ve arkadaşları ilk seçimi hukuksuzca iptal etmişlerdi. İkinci seçim tekrar kazandık. Aradan geçen beş yıllık süre içerisinde almış olduğumuz belediyelerle ilgili çok başarılı işlerin altına imza attık. Beş yıl sonraki seçimde de burada sayı olarak da vereyim, belediye sayımızı biz 208’den 411’e çıkarttık. Başarılı olundu ki bu rakamları alındı. Buralarda iddia edildiği gibi yolsuzluklar, kötü yönetim, istismarlar olsaydı milletin hakemliğiyle böyle sonuçlanmazdı. Ve biz belediye sayımızı arttırdığımız gibi de iktidar partisi de ciddi oranda belediye sayısı düştü. Ve bu belediyeler iyi işler yaptı. Son iki yıllık dönem içerisinde de her türlü baskıya, engellemeye rağmen verilen sözlerin yüzde 80’ininin üzerinde hedefler gerçekleşti. İki yılda 802 tane kreş açıldı. 78 öğrenci yurdu kuruldu. 173 halk market, halk mandıra işletildi. Etin böylesine bir dönemde çok ucuz şekilde vatandaşın temin edebilmesi sağlandı. 172 kent lokantası açıldı. Bir kara propaganda vardı sürekli. ‘CHP gelirse sosyal yardımlar kesilecek’ diye. Tam olarak sosyal yardımları 4,6 kat oranında arttırdık. Yani bırakın kesilmeyi var olan sosyal yardımlar bizden önceki döneme kıyasla beş kat civarında artmış görünüyor.
“Yeni bir hukuki destek ve izleme kurulu oluşturacağız”
Biz güçlü belediyeciliğe devam edeceğiz. Sosyal hizmetlerimize devam edeceğiz. Büyük bir kararlılıkla almış olduğumuz yerlerdeki emanete sahip çıkacağız. Belediyecilik hizmetinin eksiksiz ve kusursuz bir şekilde yürümesi için her türlü çabayı yapacağız. İkinci olarak biz bu saldırılar karşısında bir hukuk ekibi oluşturmuştuk. Kapsamlı bir şekilde hukukçular sürekli olan biteni raporladı, gerçeği bizlerle paylaştı. Orada bir güncellemeye gideceğiz. Yeni bir hukuki destek ve izleme kurulu oluşturacağız. Bir hukuki rehberlik ve raporlama, bunun iletişimini yapacağız vatandaşlarımıza. Biz bütün bu saldırılar karşısında gerek partinin yetkilileri, gerek partinin seçmenleri, üyeleri büyük bir kararlılık ve bütünlük içerisinde, cesaretle bize karşı yürütülen ve ülkedeki esasında milli iradeye yönelik tehdide karşı, darbe girişimine karşı kararlılıkla mücadele etmeye devam edeceğiz. En son gerçekleştirdiğimiz kurultay sonrasında, parti yönetiminde diğer partilerle ilişkileri sağlayacak, görüşmeler ve iletişimi sağlayacak bir genel başkan yardımcılığı oluşturulmuştu. Biz bunu içinde bulunduğumuz dönem için önemsiyoruz çünkü burada farklı görüşlerin siyasette olduğu gibi yarışmasından ziyade, mevcut iktidarın halk oyuyla iktidara gelen iktidarın halk oyuna rağmen gitmemek için direndiği bir dönemdeyiz. O nedenle Türkiye’de Cumhuriyet’e sahip çıkanların, demokrasinin varlığına inananların, tüm siyasi partilerin bir arada, ittifak içerisinde hareket etmesi önemli. Bu kapsamda da bazı çalışmalar içerisinde olacağız.
“CHP, 4 Mayıs günü itibarıyla 81 ilde saha çalışmasına başlayacak”
Yine bir başka başlık olarak CHP olarak sahaya iniyoruz. CHP, 4 Mayıs günü itibarıyla 81 ilde saha çalışmasına başlayacak. Bu kapsamda elbette ki yürüyen davalarda nöbet usulüyle, Meclis’te nöbet usulüyle arkadaşlarımız görevlerini gerçekleştirecekler. Ama MYK üyeleri, YDK üyeleri, PM üyeleri, CAO’daki arkadaşlarımız, sahadaki il ve ilçe başkanlıklarının koordinesiyle birlikte halkımızla buluşacağız ve ülkenin gerçeklerini anlatacağız. Yaşadıklarımızı birinci elden kendileriyle paylaşacağız. Burada bir hazırlık daha yaptık. Bizim biliyorsunuz sandıklarda görevli olarak 196 bin sandık görevimiz var. Bu 196 binin önemli bir kısmını güncelledik. 186 bininin tekrar görev yapacak şekilde iletişime geçildi, görevlendirmeler yapıldı. Bunlar içerisinde de 106 bin sandık görevlisi, kendi sandık saha bölge içerisinde görevlendirilen arkadaşlarla birlikte aktif bir şekilde saha çalışmasına katılacak. Ve bunu bir sonraki seçime kadar sürmesini hedefliyoruz. Yani CHP, yüz binlerce görevlisiyle birlikte 81 ilde, bir dahaki seçim ortamına kadar ki biz bir an evvel seçimin gelmesi için de gerekli çalışmayı, çabayı sergilemeye devam edeceğiz. Orada sandık görevlilerimizle birlikte, parti yetkililerimizle birlikte emanetin asıl sahibine gerçekleri anlatacağız. Biz Türkiye’nin problemlerinin çözümüne ilişkin de ciddi hazırlık içerisindeyiz. Her başlıkta oluşturduğumuz politika kurulları var. Yeni dönem parti programımız var. Bu kapsamda da ülkenin sorunlarına nasıl CHP çözüm getirir? Neler vaat eder? Bunları da yurttaşlarımızla açık bir şekilde paylaşacağız. CHP olarak asla durmayacağız, asla pes etmeyeceğiz, asla boyun eğmeyeceğiz. Elbette bu yolda belki de bedel ödeyenler olacak, bundan önce olduğu gibi. Partimize yönelik farklı saldırılar da olabilir. Ama tüm bunlar karşısında cesaretle, adalet için çalışmaya devam edeceğiz.
“Sabahın köründe evi basılan, koluna polis giren, dört gün gözaltında tutulan, iddianamesiz içeride bir yıldan daha fazla yatan hangi AK Partili belediye başkanı var”
Karşılaştığımız, arkadaşlarımızın karşılaştığı suçlamalardan biri ne dediğimizde, bize belediyeye yönelik zorla bağış yaptırdılar. Sayıştay denetim raporlarına göre, 2024 yılına baktığımız zaman en fazla bağış alan belediyeler hangileri bütçe gelirine oranla? Birinci sırada Malatya Büyükşehir Belediyesi. Bütçe gelirine oranla yüzde 20,52. Sonra Ordu Büyükşehir Belediyesi yüzde 7,6. Hatay yüzde 4,7. Öylesine bir ortam içerisindeyiz ki böyle bir dönemde insanların bizim yönettiğimiz belediyelere dahi bağış yapmayı çekindiği bir dönem. Buna karşı Ankara Büyükşehir Belediyesi’ne bağış oranı nedir? Yüzde 0,03. İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne yüzde 0,01. Ve bunun üstüne de şöyle bir algı da yayılmaya çalışılıyor: Yargı sanki tarafsız, bağımsız, herkese eşit muamele yapılıyor. AK Partili belediyelere de yönelik soruşturmaya izinleri veriliyor. Geçtiğimiz gün İçişleri Bakanı da bu yönde bir açıklama yapmıştı. Buradan bir kez daha soralım: Sabahın köründe evi basılan, koluna polis giren, dört gün gözaltında tutulan, iddianamesiz içeride bir yıldan daha fazla yatan hangi AK Partili belediye başkanı var? Tek bir tane var mı? Mesela bizim Büyükçekmece Belediye Başkanımız yedinci dönemdir belediye başkanı, 35 yıldır halkın desteğini alıyor. Bugün bir seçim olsa yine farkla kazanır. Niye? Belediyeciliği doğru yapıyor. Bir yıl oldu, hakkında iddianame yok. Cezaevinde tutuluyor. Partimizin gençlik kollarında yetişmiş, ilçe başkanlığı yapmış, Gaziosmanpaşa gibi partimizin geleneksel olarak daha geride olduğu bir yerde belediye başkanlığı seçimini kazanmış, hiçbir mal varlığı yok, Gaziosmanpaşa Belediye Başkanımız Hakan Bahçetepe de bir yıldan fazladır cezaevinde, hakkında daha iddianame yok. Burada bir eşitlik yok. Bir adalet yok. Bir siyasi hedefin olduğu çok açık.
“Maaşlarını alamayan emekçi kardeşlerimize iktidarın çözümü gaz, su, cop”
Günlerdir Ankara’da madenciler ki asgari ücretin en fazla iki katına kadar maaş alıyorlar. Aldıkları maaşlar böyle. Ve ciddi yaşam riski barındıran bir meslek madencilik. Ve bu insanlar aile geçindirmek, çocuk okutmak durumunda. Maaşlarını alamayan, kıdemleri ve ihbar tazminatlarını alamayan bu emekçi kardeşlerimize yönelik ne var iktidarın çözümü? Gaz var, su var, cop var. Ve orada madenciler bu eziyeti çekmeye devam ediyor. Bu eziyetin sebebiyeti ilgili şirketi araştırdığınızda arkasında daha büyük kötülük çıkıyor esasında.
Bakın 2016 yılında, TMSF’nin yönetimine geçmiş bir maden şirketi. 2022 yılına kadar Yıldızlar SSS Holding bünyesinde devredilmiş bir maden ocağı var. Bu maden ocağında çalışan emekçiler bahsettiğimiz gibi haklarını alamıyorlar. Çalışma Bakanlığı bir açıklama yapıyor 24 Nisan’da. Diyor ki ‘İşçi alacaklarının 36 milyonluk kısmı yatırıldı. Kalan kısım da taahhüt edildi.’ Madenciyi kayıran bir açıklama. Peşine, insanlar yatışmayınca; ‘Üç yıldır ücretlerin düzenli ödenmediği tespit edildi. 23 milyonu aşan idari para cezasına karar verdik.’ Burada şu soru sorulmaz mı? Bu işçilerin bağırması, çağırması, yürümesi, isyan etmesi mi lazımdı sizin bu denetlemeleri yapmanız, bu cezaları kesmeniz için? Madem bunlar üç yıldır düzenli ödeme yapmıyor niye sen Çalışma Bakanlığı olarak bu ihmali gerçekleştirdin? Buradaki eksikliğin altına imza attın? Doruk Madencilik, satış bedeli 3 milyar 155 milyon TL. Esasında 3 milyar 153 milyon 895 bin 310 TL’lik kısmı, ipotek alacaklarına istinaden mahsup edilmiş. Yani böylesine bir şirketi alan firma 2 milyon bile vermemiş. Şirketi vermişler istediği firmaya. Burada böylesine büyük rakamların döndüğü bir yerde işçi alacaklarına yönelik bir düzenleme yapılmamış. Bunların alacağının temini konusunda bir işlem yapılmamış. Burada tabii Enerji Bakanlığına da sizlerin aracılığıyla şunu sormamız lazım. Burası çünkü sıradan bir ticari işletme değil, stratejik önemi olan bir alan. 2022 yılındaki devirde Enerji Bakanlığı’nın bilgisi, görüşü, onayı var mıdır? Buranın maden ruhsatı, işletme izinleri, üretim yükümlülükleri ve teknik şartlar bakımından yeterli denetimler yapılmış mıdır? Hangi tarihlerde ne zaman yapılmıştır? Devir sonrasında üretim sürekliliğine ilişkin gecikmeler tespit edilmiş midir? Bu sadece bir şirket devri meselesi değildir. Bu düzen tam da budur. TMSF bu ülkedeki insanların malına, mülküne el koyma ve yandaşa transferi konusunda kullanılan bir aygıta dönmüştür.
“Tarih, AK Parti iktidarını kendi yurdunu çölleştiren, tarımını bitiren, ekonomisini yok eden, vatandaşını aç bırakan bir iktidar olarak hatırlayacak”
Tarih, AK Parti iktidarını kendi yurdunu çölleştiren, tarımını bitiren, ekonomisini yok eden, vatandaşını aç bırakan, köprüsünü, otoyolunu, değerli şirketlerini yabancıya peşkeş çeken bir iktidar olarak hatırlayacak. Biz CHP olarak sağduyulu bir şekilde ortak akılla, dayanışmayla, yol arkadaşlığı duygularıyla haritamızı belirledik, çalışmaya devam edeceğiz. Bizim açımızdan bu saldırılar, çeliğe verilen su etkisi yapacaktır. Biz daha da güçleneceğiz. Biz partimizin kurucusu, ülkemizin kurucusu, ulu önder Mustafa Kemal Atatürk’ün bize emanet ettiği Cumhuriyet’i ikinci yüzyılında hak ettiği noktaya getireceğiz. Gelecek açısından bu ülkenin çocukları, gençleri, insanları bu ülkede huzur içinde, mutlu ve refah içerisinde yaşayacaktır. Bunu sağlamak için de her türlü çalışmayı yapacağız. İlk seçimde de inşallah halkın iktidarını hep birlikte kuracağız.”
Zeynel Emre, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Emre, “Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın ‘Tüm muhalefet ortak miting yapmalı’ önerisi, PM’de gündeme geldi mi” sorusuna şu yanıtı verdi:
“Evet, bunu konuştuk. Bazı başlıklarda yapacağımız organizasyonlarda, bu ülkedeki tüm muhalif partilerin bir arada durması önemli ve ortaklaşılan konularda bir arada açıklama yapması önemli. Bu konuda bir çalışmamız olacak. Dediğim gibi yetkilendirdiğimiz daha önceki bu konuda genel başkan yardımcılığı vardı. Bunu özellikle oluşturduk son kurultayımız sonrasında. Bu yönde çalışmalar olacak.”
“Tek bir tartışma yok. Tek bir ses yükselmesi yok”
Sözcü Emre, cumartesi günü düzenlenen belediye başkanları toplantısıyla ilgili Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ve Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar arasında Türkiye Belediyeler Birliği başkanlığı konusunda tartışma yaşandığı iddiası ve yine aynı toplantıda CHP Genel Başkanı Özgür Özel’in “Tutuksuz yargılama yoksa masada neden oturalım” ifadelerini kullandığı iddialarına ilişkin şunları söyledi:
“Bizim yaşadığımız en büyük problemlerden biri de sürekli bir dezenformasyon var, sürekli yalan haber var. Yalan haber pompalanıyor ve televizyon programlarında bunlar tartışılıyor. Bizim partimizde beşeri ilişki anlamında, Mersin Büyükşehir ile Adana Büyükşehir Belediye Başkanımızı kime sorsanız kardeş gibi derler. Yani en yakın beşeri ilişkide olan kimselerdir. Bahsedilen toplantı boyunca da yan yana oturdular. Tek bir tartışma yok. Tek bir ses yükselmesi yok. Bu kadar yalanı nasıl söylüyorlar, hakikaten insan şaşırıyor. Türkiye’nin de sanki bir problemi yokmuş gibi saatlerce bunu televizyon programlarında konuşuyorlar. Külliyen yalan. Neresini düzelteceğiz? ‘Toplantıdan sızan bilgilere göre…’ Bu partinin grup başkanvekilleri var. Parti sözcüsü var. Her yaptığımız toplantıdan sonra bilgileri sizlerle paylaşıyoruz. Genel Başkanımız ekran önünde sıklıkla duygularını olduğu gibi anlatıyor, gerçekleri olduğu gibi anlatıyor. Ne hikmetse de hiç olmayan şeyler sanki varmış gibi konuşulup duruyor açıkçası. Bizi izleyip dinlemeye devam edin. Doğru bilgi ancak bu dönem böyle alınır
“İktidar tarafından iki yüzlü yaklaşımla karşılaşıyoruz”
Komisyon çalışmasını tamamladı ve bir rapor çıkarttı. O raporun altına imza attı partiler. O raporda bizim düşüncelerimizin de altına, yani bizim ısrarla dile getirdiğimiz düşüncelerin altına hem iktidar partisi mensupları ve herkes imza attı. Ne var orada? Özellikle altıncı, yedinci maddelerde Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı, AİHM kararlarının bağlayıcılığı, tutuksuz yargılamanın esas oluşu, kayyum uygulamasının kaldırılması. İnsanların karşısına geçip biz bunları yapacağız diye imza atıyorsunuz. Aylarca toplantılar yapıyorsunuz. Sonra da orada altına imza attığınızın tam tersi istikamette çalışmaya devam ediyorsunuz. Biz sorumluluk bilinciyle hareket eden bir partiyiz. Kendi yaşadığımız sıkıntıları paylaşıyoruz, haksızlıkları paylaşıyoruz ama içinde bulunduğumuz coğrafyada, bir tarafta İran’da yaşananlar, Suriye’deki gelişmeler, ülkemizdeki bu ülkeye vatandaşlık bağıyla bağlı tüm yurttaşlarımızın bir ve eşit yurttaş olduğunun bilinmesi, hissedilmesi bizim açımızdan önemli. Ve bu ülkedeki tüm etnik kimlikler Türk’üyle, Kürt’üyle, Laz’ıyla, Çerkes’iyle, Arap’ıyla huzur içinde yaşaması bizim için önemli. Bu nedenle de sınırımızdaki gelişmeleri dikkatle takip ediyoruz. Bize o komisyonda görev alırken de hep dedik milletimizin barışı, huzuru, kardeşliği bizim açımızdan çok önemlidir. Ama üzülerek ifade ediyorum, keşke böyle söylemek durumunda kalmasak ama sürekli iktidar tarafından bir ikircikli yaklaşım, iki yüzlü yaklaşım bunlarla karşılaşıyoruz. Söylediğiyle yaptığı arasında uçurum sürekli açılıyor maalesef.”
Emre, af taleplerine ilişkin soruya ise şu yanıtı verdi:
“Tam rakam olarak 30 civarında. Geçmişte çeşitli nedenlerle partiden ihraç edilmiş ama PM’ye başvurmuş, bizim tüzüğümüz gereği bağışlanma talepleri var ve dosyaları görüşülmüş. Eğer kendi il ve ilçesindeki yöneticiler de bu duruma olumlu bakıyorsa biz o bağışlanma taleplerini genel itibarıyla kabul ediyoruz bir süre sonra. Bir şans daha veriyoruz. Dolayısıyla 30 civarında bu yönde düzenleme oldu.”




